Gülistan BoyluGülistan Boylu

Süleyman Demirel üniversitesi bilgisayar mühendisliği öğrencisiyim.Network ile ilgilenirken birden kendimi SAP-ABAP içinde buldum.İşimden sonra en büyük ilgi alanımsa yemek yapmak :)

All articles by Gülistan Boylu

 

README File Yazmak! Yazmamak?

Kod yazarak yapacaklarimizi kesfettikten sonra dokumantasyon yazmak zul gelebiliyor. Aslinda dokumantasyonda kod yazmak kadar onemli bir rol oynuyor . Dokumantasyon neden onemli? Bunu yapmayi sevdiginiz ve iyi bildiginiz bir yemegin tarifini vermek gibi dusunebilirsiniz. Sadece malzemeleri verir ve tarifi vermezseniz baskalarinin yemeginize katkida bulunmasini ve nasil yapildigini anlamasini beklemek biraz mucize gibi olabilir Bu noktada yazdigimiz kodu takim calismasina acmak ya da bir proje icin bizden sonra calisacak olanlara yol gostermek icin dokumanasyon yazmak oldukca onemli bir konu halini aliyor.

 

JSON Hakkında Notlar

Genel olarak her şeyde olduğu gibi JSON için de açılım ve  tanımla başlamakta fayda görüyorum. JSON : Javascript Object Notation. Tanım içinse : verilerin basit ve anlamlı şekilde saklanması ve taşınması için kullanılan format.  Kendi sitesinde “lightweight data-interchange format” olarak geçiyor. Yani her şekilde işimizi kolaylaştıran bir veri alışveriş meselesi Temel felsefesi insanların okuması ve yazması için, makinelerinde parse ve generate etmesi için kolay bir format oluşturmak üzerine dayanıyor. XML kullananlar dayanılmaz okunmazlığı bilirler. JSON ile bu duruma çözüm bulunmuş oluyor. Hatta hemencecik bir JSON ve XML farkı görelim de konu netleşsin. Sanırım hangisinin okuması daha kolay netleştirdik

JSON u manuel yazmamız gereken durumlar olabiliyor, böyle durumdalar bir parantez bile bug a sebebiyet verebilir malumunuz. Bunun önüne geçmek

 

JavaScript Objeleri Hakkında

JS objesi der demez  şunu belirtmekle başlamak istiyorum: JavaScript de class/sınıf diye bir kavram mevcut değil. Gördüğünüz her şey bir obje(nesne) olabilirken sınıf kavramı JS içinde yer almıyor. Objenizin içinde istediğiniz bütün özellikleri tanımlamanız mümkün. Obje içinde array, yeni bir obje, string bulunabiliyor.  Temel olarak baktığımızda JS için de zaten her şey bir obje olarak geçiyor ve konu gittikçe derinleşiyor Aşağıda küçük bir örnek ile bir obje nasıl tanımlanır ve neler içerebilir görebilirsiniz.

Tam bu noktada belirtmek istediğim bir şey daha devreye gidiyor. Eğer isterseniz objenize herhangi bir property’i sonradan da eklemeniz mümkün tek yapmanız gereken :

ya da

şeklinde iki yolu var. Bu da bize yeni bir property tanımlamanın birden fazla yolu olduğunu gösteriyor. Bu 2

 

JavaScript String Manipülasyonu 1

Elimizde 2 kelimelik bir string olsun. Amacımız ilk kelimenin sadece ilk harfini, ikinci kelimenin de bütün harflerini büyük hale getirmek. Örnek ile açıklamak isterse “gÜliStan bOylu” yu “Gülistan BOYLU” yapmaya çalışacağız. Tabi ki kaynak : https://developer.mozilla.org/en-US/docs/Web/JavaScript/Reference/Global_Objects/String Şimdi yolu düşünelim. 1- Öncelikle 2 ayrı parça olarak işlem yapabiliriz. Bu noktada elimizdeki stringi array yapmak ve her array objesi üzerinde ayrı işlem yapmak  gerek. 2- İlk elemanın yani array[0] ın ilk harfini büyük diğerlerini küçük yapacağız. İlk elemanı charat() ile alabiliriz. Diğer elemanları küçük yapmak için toLowerCase() fonksiyonu işimizi görecektir. 3- İkinci elemanın yani array[1] inde tamamını büyük yapmak toUpperCase() fonksiyonu yine iş görür. 4- Son adımda da iki ayrı elemanı birleştirebiliriz. Bunun için de join() fonksiyonu işimizi görecektir.

Sonuc : ‘Gulistan

 

Neler Öğrendim Neler!

Dikkatinizi çekmiştir, kategorinin adı Stuttering. Kekemeliğin ingilizcesi. Neden bu isimle başladım çünkü güzel kaynaklar ve topluluklar yine hep ingilizce, ben de öyle uygun gördüm. İlk aktarmak istediğim kekemeliğin ne olduğu değil ne olmadığı, zira iki bin yıldır üzerine araştırmalar yapılan bir konu ve – Yanlış konuşma alışkanlığı – Düzensiz nefes almadan kaynaklanan bir şey – Bir davranış bozukluğu (zaten davranış değil) – Öğrenilen ya da taklit edilen bir şey DEĞİLDİR.

 

Eller gider tersine, ben giderim Mersin’e :)

Mersin’e yolumu düşüren mayıs ayındaki bir iş görüşmesi… Görüşmenin ilk 15 dakikası doğru dürüst konuşamayınca dedim ki kekemelik önümde ciddi bir engel, yapmak istediğim ya da cesaret etmek istediğim şeylere bir tek bu engel oluyor. ( Gerçi sadece 10 gün sonra öyle olmadığını anlayacaktım ). – Bu arada görüşme aslında iyi geçti, şirkete kabul de edildim ama ben taktım ya kafaya işte 20 küsur yıldır kendimi ifade edemiyorum – Uzun uzadıya araştırdım Türkiye’de pek çok yerde gördüğünüz şu 15 günde kekemeliğe son programları hakkında  okuyor, araştırıyordum ama aklıma bir türlü yatmıyordu.

 

İncelikler yüzünden.

Hayat bazen pamuk ipliğine bağlı. Zor kararların verilmek zorunda olduğu yaşlar var insan hayatında. Vazgeçilmesi gereken fırsatlar, ayrılması gereken yollar, seçilmesi gereken yol ayrımları. Yetişkin olmak, her şeyin sorumluluğunu tek başına almak demek ne demek verdiğim -ya da veremediğim- her kararda bir kere daha anlıyorum. Hayat bazen pamuk ipliğine bağlı.

 

Useful git commands

Some useful git commands which I  learned. If you want to delete everything (.git folder, files and folders), just delete the whole directory:

Add all file:

Commit:

Change last commit:

Whenever you are doing a git pull, always use the rebasing option:

Changing multiple commit message (interactive rebase):

 

Ölümdür yaşanan tek başına.

Bazı şiirler, bazı şarkılar yüreğe dokunuyor. Bu da onlardan biri… Şairlerin çok az kelimeyle çok şey anlatması sizce de çok anlamlı değil mi?

 

Beni yavaşlat Tanrım!

Geçen hafta yağan yağmurdan sonra gökkuşağını gördüm. Sonra bir an farkettim ki uzun zamandır başımı kaldırıp gökyüzüne bile bakmıyorum. Hayatı yakalayacağım derken, bazen yaşamayı kaçırıyorum. Bir de bu sıralar ülkemin içinde bulunduğu güvensiz ve her insanın tedirgin olduğu durum canımı çok yakıyor. Bu dünyada sevgiyle yapacak milyon tane güzel şey varken, insanoğlunun yıkıcı olmasını aklım hiç almıyor. Ve en kötüsü elim kolum bağlı hissetmem. Aşağıdaki satırlar bir Hitit duasıymış, sanırım hepimizin biraz yavaşlamaya ihtiyacı var. Yüreğimin atışlarını düşüncemin sakinliğiyle rahatlat. Zamanın sonsuz görüntüsüyle hızımı azalt!. Bana, güncel kargaşanın ortasında, Tepelerin ölümsüz sakinliğini ver…

 

How to send a pull request on Github?

I’m a still beginner and am thinking about if I should really be submitting a pull request. Fortunately, everyone has something to contribute and that is why it is open source. So, let’s start. Pull request is workflow method for contributing to an open source project. It means you can edit someone else’s code (or documentation) in Github.

 

Okuduğum bir şiir, bir cümle ya da bir kelime bazen beni o kadar heyecanlandırıyor ki koşarak buraya yazmaya geliyorum. Acaba her blog sahibi için blogu onun dünyaya açılan kapısı mı ? … İşte aşk zeki kadınları bu hale getirir. Artık mektup yazamazlar.     Anais Nin’den artık mektup yazamayan tüm kadınlar için.

 

Uyanış.

Bu yazıyı 5 Mart 2016 günü yazıyorum. Yayınlamak için cesaret bulacağım zamanı ise sanırım merak ediyorum. Yazıyı yazmak ve kendimi anlamak 25 senemi aldı! Yayınlamaksa o kadar sürmeyecek diye umut ediyorum. Kendini sev. Okuduğum “Kekemelik ve 5 boyut terapisi” kitabında şöyle diyor: Siz kendinizi sevip olduğunuz gibi kabul etmezseniz başkaları sizi nasıl sevecek? Bu cümle benim kendimi gerçekten sevip sevmediğimi, olduğum gibi kabul edip etmediğimi günlerdir sorgulamama ve hayatımı baştan aşağı değiştirmek için kolları sıvamama sebep oldu. Genel olarak dışardan pozitif, neşeli, enerji sahibi olarak tanımlanıyorum. Ya içerde nasıl. Benim ve her kekemenin -evet doğru okudunuz kekemeyim- takıldığı çok ilginç noktalar var.

 

Tesla’yı seviyorum, Edison’u sevmiyorum!

Kıymetli bir dosttan kıymetli bir şiir geldi bugün! Duramadım, paylaşmak istedim. En can alıcı mısrası benim için: “Tesla’yı seviyorum, Edison’u sevmiyorum!” oldu. İkisi hakkında birazcık araştırma yaparsanız ne demek istediğimizi anlayacaksınız. Bu arada şair hakkında çok bir bilgim de yok, kimdir çok tanımam  ama şiir güzeldi paylaşmaya değer buldum!! SEVİYORUM                                                                                       

 

brew: command not found

Brew OS X için bir paket yöneticisidir, lazım olacak paketleri kolaylıkla kurmanızı sağlar ve paketleri kendi dizinleri altından /usr/local ‘e bağlar. Ben de kendisiyle üzerinde uğraştığım angular – meteor tutorial’ ı sayesinde tanıştım. (Aslında kurulu olması gerekiyordu, nedense bu eksiklikler hep benim başıma geliyor.) Imagemagick paketine ihtiyacım vardı ve kurmak isterken:

uyarısı ile karşılaştım. Bunun üzerine brew install graphicsmagick komutu ile kolayca çözülmesini beklerken bu kez command not found ile karşılaştım. /usr/local/bin/brewden de No such file or directory cevabını alınca brew’ in yüklü olmadığını anladım.

 

Olmazlara meylim var.

Gece vakti  bir yazma isteği geliyor. Kulağımda kalbimin yerinde olup olmadığını her dinlediğimde anladığım bir ezgi var. (Dikkat acıtabilir!) Gözlerimi kapatıp nerede olmak istediğime bakıyorum… İnsana verilmiş 2 güzel hediye var hayatta ! “Hayal etmek” ve “unutmak“. Hayal edip olmak istediğin her yere gitmek, bütün dünya benim dercesine gezmek, nerede olmak istiyorsan orada olmak, olabilmek ne güzel lütuf! Ve unutmak… Kimler gelip kimler geçiyor insanın hayatından. Henüz 25 yaşında olmama rağmen şaşırıyorum gelip geçen insanlara. Kimileri daimi oluyor, uzakta olsalar da hep yanıbaşınızda oluyor! Yüz yüze hiç tanışmadığınız insanlar dostlarınız olabiliyor; kimininse adını bile anımsayamıyorsunuz. Unutmaktan korktuğunuz yüzler bir bakıyorsunuz silik birer fotoğraf olmuş. Hatta bir zamanlar olsun diye çok istediği şeyler için bugün iyi ki olmamış derken bulabiliyor insan

 

Rock Star Olmak!

“Su gibi yaşamak!” Zaman zaman blogumda bahsi geçen, edebiyat öğretmenimden bana özenli bir el yazısı ile verilmiş hâlâ hatıra defterimde duran cümle. Babamla ilgili olan yazıdan sonra tanışma hikayeleri yazmak hoşuma gitmeye başladı. O yüzden “su gibi yaşama”nın benim için tanıdıkça anlam bulduğu bir insandan bahsedeceğim. Armağan Amcalar. Bu ismi geçen Mayıs ayında IBW etkinliğinde atölyelerimiz için çalıştay yapacak, sektörden gönüllü geliştirici ararken duydum. Etkinliğin teması kadınların hem iş, hem de yazılım hayatında yüreklendirilmesiydi. Boş bir sınıfımız ve düzenlemek istediğimiz bir JavaScript atölyemiz vardı. Gülçin üstad, “arkadaşım Armağan da katılmak ister,” dediğinde “şimdi nereden çıktı bu adam,” dedim kendi kendime. Konsepte aykırı olacak bir de! Etkinlik için gelecek misafirleri araştırmak adettendir, ekipten birileri mutlaka gelecek misafirler hakkında bilgi sahibi olmalıdır.

 

YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİRŞEY VAR!

  Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:    Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi    Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten    Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği    İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne    Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa    Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır    Kopmaz kökler salmaktır oraya

 

Tanıştığımıza memnun oldum Baba.

Şuan bu satırları Stuttgart Vaihingen‘den  yazıyorum. Babamın doğduğu, büyüdüğü, küçüklüğümden beri ondan çokça dinlediğim hikayelerin geçtiği yerden. Okul 2 haftalık Christmas tatiline girince fırsat bildim, geldim. Her kız için babası özeldir, her kız evlat babasına düşkündür, ilk aşkı ve muhtemelen ilk kahramanıdır. Benim için de durum farklı değil. Ama babamı çok sevmekle, tanımak arasında fark olmalıydı. Adım attığı yerlerde adım atmak, birlikte büyüdüğü insanları, hayatında iz bırakanları ve hayatında iz bıraktıklarını görmek, babama gerçekten yakın olmak yani büyümek istedim. O yüzden okuyacağınız hikaye benim babamı tanıma hikayem. Annesini bir yaşına bile gelmeden kaybetmiş babam, midesinden hastalanmış sonra da vefat etmiş. Zira ozamanlar tıp bu kadar ileri değilmiş. Böyle anlatıyor büyükler. Almanya’ da doğmuş, 10 yaşlarına kadar üvey anne elinde bolca dayakla

 

Statik ve Dinamik Template – Angular Meteor

Öncelikle tamamen statik yani bildiğimiz klasik bir html sayfası oluşturuyoruz, hemen akabinde Angular ile nasıl dinamik hale getirebiliriz onu inceleyeceğiz.

Çok basit bir kaç html tag ı ile oluşturulmuş sayfasının beklenen görüntüsü :

 

Angular Meteor – İlk yükleme(Bootstrapping)

Öncelikle kısacık bir şekilde Angular ve Meteor’a değinmek istiyorum.  Angular, en kısa tanımıyla dinamik web uygulamaları için kullanılan, Google destekli, client-side bir framework. Peki Meteor ne ? Meteor ise node.js üzerine inşaa edilmiş hem client hem de server-side çalışan bir framework. İki frameworkun gücü ve özellikleri kullanılarak oldukça kaliteli uygulamalar geliştirilmekte. İlk adım olarak ; Terminalden meteoru kurup uygulamayı oluşturuyor, akabinde uygulama yapısına aşina oluyor ve ilk uygulamamızı çalıştırıyoruz.

 

“Yola çıkmak! Yitirmek ülkeleri! Bir başkası olmak süresiz, Yalnız görmek için yaşamaktır. Köksüz bir ruh olmak! Kimseye ait olmamak, kendime bile! Durmadan gitmek, sonu olmayan Bir yokluğun peşinde Ve ona ulaşma isteği içinde!

 

Anlaşmak için kelimelere ihtiyacımız var mı ?

Arada yazılmakta olan uzun bir gezi yazım var, Kasım ayı içindeki Lisbon – Faro – Sevilla – Merida – Porto turundan. Ancak oldukça uzun ya da dizi halinde bir yazı olacağı için tamamlanması zaman alacağa benziyor. Şuan Porto’ya 100 km kadar uzakta, Duoro nehrine yakın bir yerdeyim. Porto’nun hayatım boyunca unutmayacağım özelliklerinden biri olan aşırı virajlı, bol iniş çıkışlı yollarını geçerek geldik. Okulda tanıştığım arkadaşım Salete ve eşi Tony’nin daveti ile ailelerinin evindeyim. İki gün için hem rahatça çalışıp hem de kafa dinleyebileceğimi söylediklerinde çok inanmamıştım. Şuan bilgisayarımda sadece 1 tane SSID görüyor olmam bana yakın çevrede hiç komşu olmadığını gösteriyor, bu yüzden de wifi şifreleri yok Gerçekten de oldukça büyük bir arazinin içindeki tek ev. Evin babası(Carlos) eve ait

 

Gece vakti.

Gece vakti çalışırken ansızın bir Cemal Sureyya dizesi düştü aklıma, dayanamadım yazıyorum: “Belki de biraz geç rastladım sana, ama her şey geç gelmiyor muydu yurdumuza ?” Hep düşünürüm, bazı şeylerin zamanını değiştirme şansımız olsa neler olurdu acaba.  

 

Biraz da güzel şeyler :)

Başıma gelen aksilikler ilk yazıyla son bulmadı Ama ben biraz da güzel şeylerden bahsetmek istiyorum. Zira evrene güzel enerji vermek gerek! “Portekiz insanları” diyerek konuya giriyorum.Büyük şehir/ küçük şehir farkı dünyanın neresine giderseniz gidin aynı olsa gerek. Burada bir de kuzey ve güney portekiz olarak da ayrılıyor. Kuzeydeki insanlar kendilenin gerçek ve iyi portekizliler olduklarını düşünüyorlar.

 

Özlemek.

Memleketten uzakta olmanın insana hissettirdiği en yoğun duygu ansızın içinizi acıtan özlemdir. Can atarak geldiğiniz yer mutluluğunuza rağmen nefes kesen acı bir özleme boğar bazen. Tam olarak böyle bir zamanda güzel bir şiirden yapılmış güzel bir şarkı eşlik ediyor bana.

 

Yummyy…:)

Baktım yaptığım yemekleri paylaşamıyorum bari denediğim yeni tatları yazayım dedim, böylece kategoride 2 tanecik yazı olarak kalmaktan kendini kurtarsın ve anlam kazansın. Geldiğim ilk hafta sonu Ribeira’da enfes bir balık yedim (Salamon Fish – sanırım somon balığı) ancak onun bulunmaz olduğunu düşünmüyorum, sadece leziz pişmiş bir balıktı. Benim derdim Pastel de nata ve Bacalhau ile… “Pastel ne nata” diye yazılır “paşta de nada” diye okunur efem Asıl olarak Lisbon’ da ve sadece bir üretim yerinde patenti bulunan tatlı dışı milföy hamurunu andıran içi de bana kalsa muhallebi diye adlandıracağım bir tat içeriyor. Ama içeriğinde her ne varsa kendinizi durdurmadan sürekli yemek istiyorsunuz. Yalnız her yerde güzel olanı bulunmuyor, özellikle taze ve bizim kazandibini andıran üstü yanmış olanlardan olacak. Onu da

 

Neredeyse 21 Gün!

Kadim bir dostun “Yazılarını okudum, hani düzenli blog yazacaktın, öyle yazmıştın ?” sorusu ile dün bir silkelendim kendime geldim. Bir insanın bir değişikliğe ya da yeni bir yere alışmasının bilimsel açıdan da 21 gün olduğunu okumuştum. O yüzden buraya alışmak için kendime verdiğim zamanı 21 güne çıkarmak fena olmadı, zira kolay adapte olan bir insan olduğumu sanıp 1 hafta hadi taş çatlasa 2 demiştim, o işler öyle olmuyormuş işte. Her yeni yurt dışı yeni bir baştan başlayış ve deneyim olabiliyor!

 

Ola Portugal!

Ola ola ola! Satırlarımı yağmurlu bir Porto öğleninden yazıyorum . Yağmurlu az kalacak sanırım! Doğru kelime çok yağmurlu olmalı. Yolculuğumla başlayalım o halde. Türkiye den elbette sorunsuz bir biniş yaptım. Tuhaf şekilde herkesle vedalaştım, aslında 5 ay sonra döneceğim

 

Porto’ya Ramak Kala!

Porto’ya tam 5 gün kaldı!. Hazırlıklarım bitti ama sanki hiç gidemeyecekmiş duygusu üzerimde, diğer yandan da gideceğim yerle ilgili bilgi toplama çalışmaları!!! Karışık bir yazı okumaya hoşgeldiniz Merak edenler için vizem geldi. Derin bir oh çektim! Ben genel olarak hiç sakin bir insan olamadım, hatta cool, rahat ve hiç paniklemeyen insanlara hep hayran kalmışımdır.

 

Portekiz’de Erasmus’a 5 Kala!

Bir kere yurt dışına çıkanlar halimden anlayacaktır. Geri geldiğinizde sancı gibi zaman zaman gitmek arzusu dolar insanın damarlarına kan yerine. Eğer hayatın telaşına kapılırsanız zamanla rutine alışır ve unutursunuz; ancak iyi dostlarınız varsa unutmama konusunda biraz şanslısınız demektir! Ben şanslı olanlardanım, kendim için kendime ayırabileceğim son uzun vakitte soluğu bu kez Erasmusla Avrupa’da alacağım  :) Şuan rutin hazırlık aşamalarındayım, tabii ki bir ton belge işlemi, vize evrakları atılan imzalar, araştırılan biletler, gezmek için çizilen rotalar, çalışmak için yapılan planlar ve daha neler neler <3

 

Javascript Array Methodları

Sık kullanılan Array Methodları : Array.prototype.concat(); İki farklı diziyi yeni bir dizi olarak birleştirmeye yarıyor. Ör:

not: concatenate : bağlamak, birleştirmek.

 

Çocuklara kıymayın…

Bugün bir arkadaşımın yolladığı haberden sonra çocuklar konusunda hassas olan kalbim yine dağlandı. Dayanamadım bu kez, Nazım’a gitti aklım. … Koşuyor altı yaşında bir oğlan,  uçurtması geçiyor ağaçlardan,  siz de böyle koşmuştunuz bir zaman.  Çocuklara kıymayın efendiler.            Bulutlar adam öldürmesin. … Nazım Hikmet Yer yüzünde bulunacak daha temiz varlıklar yokken kıymayın çocuklara… 

 

Ben Sana Küstüm!

Küsmek nedir bilir misin? Küsmek dürüstlüktür…  Çocukçadır ve ondan dolayı Saftır. Yalansızdır. Küsmek ; Seni Seviyorumdur 

 

Landing Page Optimizasyonu 2

Landing page (açılış sayfası) oluşturmanın ve optimize etmenin en önemli sebebinin doğru kişilere ve hedef kitleye ulaşmak olduğuna uzun uzun değinmiştik. Zaten boş bir hedef kitleye ulaşmanın bir önemi olmayacaktır. Elbette kullanıcıların aklını okuyabilme gibi bir imkan yok. Bu durumda “Persona” kavramı karşımıza çıkıyor. Persona : Dijital ortamda var olduğunu varsaydığımız ideal hedef ziyaretçi kitlesidir. Yaş, cinsiyet, eğitim vb. gibi pek çok demografik özelliği vardır. Ancak bu özellikler ya da bu sınıflamalar bazen çok kısıtlayıcı olabilir. Bu yüzden dijital pazarlama çabasını çok keskin olarak belirlenmiş personalar üzerine yoğunlaştırmak yerine mesajları daha geniş açıdan bakacak şekilde vermekte fayda olacaktır. Yani personalardan çok hedef kitleyi ağaşıdaki maddelere göre daha derin ve anlamlı şekilde segmentlemekte fayda olabilir.

 

Hasret

Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli,  Belini sarmayalı, gözünün içinde durmayalı, Aklının aydınlığına sorular sormayalı, Dokunmayalı sıcaklığına karnının. Yüz yıldır bekliyor beni bir şehirde bir kadın. Aynı daldaydık, aynı daldaydık. Aynı daldan düşüp ayrıldık. Aramızda yüz yıllık zaman, Yol yüz yıllık. Yüz yıldır alacakaranlıkta koşuyorum ardından. – Nazım Hikmet.

 

Seyahat!

Seyahat her insana çok şey öğretirken kadına biraz daha torpil yapar deyim yerindeyse. Önce kendine yolculuk edersin, bilmediğin iklimlerde paniklemeden -tek başına- yaşamayı keşfedersin. Sonra ani karar anlarıyla nasıl başa çıkacağını öğrenirsin. Büyütüldüğün ortamın aksine – hele Türksen- senin adına karar alan kimse yoktur. Kararlarını kendin alır; planlarını kendin yapar ve sonuçlarına da kendin katlanırsın! Kimse seni korumayacağı için kendini korumayı ustalıkla becerirsin, iç güdülerin zaten iyidir ama hat safaya çıkar; ha bir de insan sarrafı olur çıkarsın.

 

Sevmek.

Uzun zaman önce aşağıdaki satırları okuyup çok etkilenmiştim… “Sorgulamadan, karşılık beklemeden sevmek ve yaşamak… Kişinin kendini bile aşan bir önem ihtiva eder. Ben bu kadar eremedim ama düşünüyorum da yani “bugün telefon etmedi” demeden, “şu an nerede acaba?” diye kendi kendimizi yemeden,

 

Landing Page Optimizasyonu – 1

Landing Page (Açılış Sayfası ) Optimizasyonu ilk bölümden selamlar, Kaynak olarak kullandığım 2 siteyi (moz ve quicksprout) takiben “Landing Page” olayını detaylıca bir kaç bölümde inceleyeceğiz. Serinin devamında landing page nasıl oluşturulur, nasıl iyi performans alınır, alınamıyor ise hangi eylemler veya kampanyalar kullanılmalıdır gibi sorulara cevaplar yer alacak. Landing Page Nedir ? Kullanıcınızı ve hedef kitlenizi doğru şekilde yakalamak için özel olarak – ana sayfanız haricinde – oluşturulan sayfalara Landing Page yani Açılış Sayfası – yazı boyunca LP olarak kısaltacağım – diyoruz. LP optimizasyonu ile amaç  kullanıcıları istenilen alana itmek ya da istenilen eyleme yönlendirmektir. Bir LP basit bir dizayndan, triggerlardan -indir ya da kayıt ol butonu gibi- çok daha fazlası olmalıdır. Doğru Landing Page için dikkatle hazırlanmış ve kombine

 

Bir Etkinliğin Anatomisi : Ekip Olmak!

Sellaaaammllllaarr!!! Müthiş bir yorgunlukla yazıyorum bu satırları aslında, aynı zamanda da müthiş bir “mutluluk” ile…. Etkinlik yazılarına devam ederken arada tamamlanıp yayınlanmayı bekleyen 2 yazı var. Biri etkinliğe ramak kala çıkan aksilikler, diğeri de yan çizen, geciken ve gelmeyen sponsorlarla ilgili. Mutluluğu paylaşmanın önceliği var elbette!

 

Doğru Etki|Doğru Tepki => “Like”

Facebookta “Like” lık bir marka ya da firma olabilmenin minik sırları var elbette. Sırasıyla bunlar üzerinde durmaya çalışacağım – En önemlisi aktif olmak, ancak bunu kullanıcılarınız üzerinde sosyal medya yorgunluğuna yer vermeyecek şekilde gerçekleştirmek işin püf noktalarından bir tanesi. – Önce hizmet, sonra satış stratejisine sahip olmak.  Yani bütün amacınız satış yapmak olmamalı. Bunun yerine faydalı içerik dediğimiz, gerçekten sayfanıza gelen kullanıcıya faydalı olma amacı güdülmeli. – Kişilerle bağlatıda kalma olma ve bağlantıda kalma.

 

Bir Müşteri İlişkileri Örneği

  Lütfen dikkat! : “Bu makalede okuyacağınız cümleler para verseler yazılamayacak, tamamen gerçek hayattan uyarlanmış memnun bir müşterinin klavyesindendir.” Bugün uzun zamandır bulamadığım fırsatı buldum, taslağımda olan yazılardan hazıra yakın olanları bitirip bitirip yayınlıyorum Gündemimde olan bir konu daha müşterilerini memnun etmeyi bilen markalardan biri üzerine. Bugün yazıyı tamamlamaya karar verme sebebimi de yazının sonuna saklıyorum.

 

Bir Etkinliğin Anatomisi – Vol 2

Evvetttt…. Kaldığım yerden devam ediyorum Etkinlik hazırlıklarımız tüm hızıyla sürerken, başımızdan aksiliklerde eksik olmuyor tabii güzel gelişmeler de oluyor. Adım 5 : Bir Küçük Değerlendirme Bütün bunları yaptıktan sonra bir durup nefes almanız gerekiyor. Şimdiye kadar neler yapılmış, ne kadar yolumuz var, ne durumdayız gibi soruları minik bir mola ile kendimize sorduğumuzda sonuç : “eyvah daha çok iş var!” oldu Hemen bir to do list listesnin ardındanda mola vermekten vazgeçip çalışmaya devam ettik.

 

Dijital Analiz ve Önemi

Selamlar, Takip ettiğim analytcs derslerini takiben kendime notlar olacak bir bölüme başlıyoruz:) Öncelikle bilinmesi gereken en temel tanım dijital analizin ne olduğu, peki gerçekten de dijital analiz nedir ? İnternetin hepimizin hayatını tek bir tık ile kolaylaştırdığı aşikar.  İnternetin akabinde de gelişen mobil cihazlarda insanların birbirleriyle her an bağlantı kurmasını kolaylaştırdı. Ve en sonunda da bulut bilişim (cloud computing) ise düşük maliyetle kaydadeğer bir bilişim gücü sağladı.

 

I <3 Travel.

I am a passenger  And I ride and I ride  I ride through the city’s backside  I see the stars come out of the sky  All of it was made for you and me  ’cause it just belongs to you and me.

 

Gitmek’e!

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar … Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın. Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu! Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın.

 

Bir Etkinliğin Anatomisi – Vol 1

Selamlar, selamlar, selamlar Bu yazı dizisinde SDÜ Yazılım Kulübü ailesi olarak hazırlanmakta olduğumuz 2-3 mayıs tarihindeki  etkinliğimiz için içinde olduğumuz koşuşturmacadan ve durumdan bahsetmek istiyorum. Yazının asıl  amacı neden etkinlik yaparız ve nelerle karşılaşırız, biraz da nasıl yapmalıyızı kendi bakış açımdan anlatmak olacak.

 

Women Techmakers Eskişehir

Geçtiğimiz haftasonu GDG Isparta olarak katıldığımız Women Techmakers Eskişehir etkinliğine değinmeden önce duymayanlar için WTM kavramından bahsetmek istiyorum. Women Techmakers (WTM), Google Developer Group ​(GDG) üyeleri tarafından oluşan gönüllü bölgesel bir topluluk. Google çalışanları tarafından teknoloji ile ilgili kadınları bir araya getirmek, iletişimi sağlamak ve aslında birbirlerinden ilham almalarını sağlamak üzerine temelleri küçük olarak atılsa da bugün global bir hal almış durumda. Dünya Kadınlar Günü’nün Mart ayı kapsamında bütün dünyada kutlanması üzerine buna paralel şekilde bütün dünyada WTM etkinlikleri yapıldı ve yapılmaya da devam ediyor.

 

Akademik Bilişim 2015 Üzerine

Yine biraz geç kalınmış bir etkinlik makalesi ile selamlar Akademik Bilişim 2013 ardından bu yıl da AB 2015‘e katılma fırsatı buldum. Bu yıl Anadolu Üniversitesinde gerçekleşen etkinlik aldığı yorumlarla birlikte tarihinin en iyi Akademik Bilişim organizasyonuydu. İş tempom sebebi ile ne kadar istesemde konferanslara kalamasam da kurs kısmı da oldukça verimliydi.  Çok sayıda kursun aynı anda yürütüldüğü etkinlikte hemen hemen hiç bir pürüzün çıkmaması da etkinliğin en güzel kısımlarından birtanesiydi.

 

Google Reklamcılığı ve Temel Kavramları

Günümüzde hemen herkes internetten para kazanma peşinde! Biraz  yatırım yaparak e-ticaret sitesi açıp çok kısa zamanda hedefine ulaşacağını düşünen büyük bir çoğunluk işin içine girdiğinde öyle olmadığını anlayarak işin reklam kısmının da farkına varır varmaz SEO ve Google Adwords gibi çözümlerde aradığını bulmaya çalışıyor. SEO uzun vadede getirisi olan bir çalışma, o kadar sabırlı olmayan kitle içinse en kısa ve iyi çözüm Google Adwords  reklam ağı. Google Adwords online reklamcılık tipidir, online reklamcılık aslında hayatımıza 1993 yılında girmiş (henüz 3 yaşımdayken:D ), artan kullanıcı sayısı ile de online reklamcılık ciddi bir artışa gitmiş durumda. Şuan ise kullacılar (tüketiciler) karar vermek için en fazla online mecraları kullanmakta. Hergün yepyeni bir girişim bizi karşılamakta. Google Adwords ise hayatımıza 2000 de girerek şuan