Neredeyse 21 Gün!

Ribeira-do-porto

Kadim bir dostun “Yazılarını okudum, hani düzenli blog yazacaktın, öyle yazmıştın ?” sorusu ile dün bir silkelendim kendime geldim. Bir insanın bir değişikliğe ya da yeni bir yere alışmasının bilimsel açıdan da 21 gün olduğunu okumuştum. O yüzden buraya alışmak için kendime verdiğim zamanı 21 güne çıkarmak fena olmadı, zira kolay adapte olan bir insan olduğumu sanıp 1 hafta hadi taş çatlasa 2 demiştim, o işler öyle olmuyormuş işte. Her yeni yurt dışı yeni bir baştan başlayış ve deneyim olabiliyor!

En son, geldiğimin ilk günlerinden yoğun yağmur altındayken yazmışım. O zamandan bu zamana adapte olmanın getirdiği aksilikler ve benim kişisel huysuzluklarım tazece bitti :) Dün akşam ilk defa bu şehirde eksiksiz ve mutlu hissettim, neden geldiğimi hatırladım <3 – evet alışmaya ve sevmeye başlıyorum, doğrudur -

İner inmez babamın “Aman kızım şemsiye almayı unutma, okyanus iklimi bu belli olmaz” uyarısını dinlemeyip “ben ıslanmayı severim, ne var yani ” artistliği ile Felguieras’ın otogarına üstüm başım ve bütün eşyalarım ıslak şekilde indim. (Okuyorsa babam ben sana demiştim diyordur şuan:) ) Okuldaki erasmus ofisi sorumlusu çok sevgili (!) Marta bizi alıp bir eve yerleştirdi. Şahsen yurt gibi bir yer bekliyorduk çünkü okulun sitesinde accomodation ile ilgili kısımda ufak tefek bilgiler okumuştum.  Bu arada “biz” diyorum çünkü hava alanında iner inmez bir hemşeri buldum, sevimli denizlili şivesini duyunca karşı koyamadım tanıştım :) Her neyse 3 gün kadar durmadan yağan yağmurda aklıma nerden geldim ben buraya sorusu düştü haklı olarak, hani portekiz sıcaktı! Donuyorum arkadaş. Bizim için kasaba için oldukça pahalı ve ısınmasının şömine ile sağlanacağı iddia edilen bir ev tutulup, kontrat yapılmış. O evden çıkamayacağımız, orda yaşamamız gerektiğini iddia eden sorumlumuzla uzun münakaşalar sonucu tek derdinin para olduğunu anlayıp yeni bir yuva arayışlarına koyulduk. Bu arada aramıza bir de Polonya’dan Aneta katıldı <3

Herkesin yarım yamalak ingilizce bildiği bir şehirde ev bulma arayışları epeyce sürdü. Bu arada sadece 5 ay kalacağım için Porto’ya(merkeze) taşınmak gibi güç ama doğru bir karar verdim. Ev ararken öğrendiğim ilk şey öğrenci milletinin kaderi her yerde aynı! Ev sahiplerinin tek derdi para, tutulmayan sözler… Burdaki ev sahipleri de -bizimki de dahil- az cin değil! Ama Allah’tan biz de Türküz hani :D Biraz zorlu da olsa şuan satırları yazdığım evimize kavuştuk, daha önceden bu evde yaşayan 2 Portekizli ile birlikte 5 kişiyiz.

Bu arada okulum  bu hafta başlıyor, ders sistemleri bizden oldukça farklı. Bir dersim sadece Ocak ayında ve 3 kere olacak, bir diğeri ekim ayı boyunca. Okumak, gezmek, yazmak, çalışmak ve kafa dinlemek için bolca vaktim olacak diye tahmin ediyorum. Bu da beni burada bulunma amacıma ulaştırıyor. Hayatım için mini bir break, çünkü içimden bir ses burdan sonrasının jet hızı ile akıp gideceğini söylüyor.

Aksilikler diyordum, bir hafta boyunca yağmur ve soğuğa maruz kalmamın ardından eski evimde bardağı taşıran son damla banyo kapısının bozulması ile içeride kilitli kalmam oldu. 2 saat kadar çıkarılmayı bekledim. Akabinde de tahmin edersiniz ki grip oldum. Şükür ki şimdi iyiyim ve bunları olağan adapte olma süreci olarak adlandırıp; ilerde hikaye olarak anlatacağım diye düşünüyorum.

Sevdiklerine düşkün genç bir kadın olarak ilk 2 haftam çok özlemeli, biraz duygusal, karışık, kararsız, kararlı, gülen, ağlayan, mutlu, mutsuz… geçti. Kendim için bir kere daha tazelediğim fikirse bütün bunlar olurken ihtiyacım olan ve ilacım olan yegane şeyin ailemin desteği olduğu. Annemin şefkati, babamın desteği ve kardeşimin sevgisi avrupanın en ucunda grip olan beni iyileştirmeye yetiyor.

Son olarak söz verdiğin kişisel gelişimler ne alemde derseniz. Dün biraz tesadüfen dansa başladım :) Porkekizce için araştırmalarım sürüyor. Düzenimi yeni oturttuğum için JS çalışmalarım bu hafta hızlanacak. Portekizle ilgili güzel hiç mi bir şey olmadı yahu dediniz okurken duydum! Olmaz mı :) Onları gelecek yazıya saklıyorum. Ve yazacak güzel anılar biriktirmek için sabırsızlanıyorum.

Fotoğraf ise adaptasyonumu hızlandıran, kenarında içtiğim kahveleri anlamlandıran Ribeira manzarasının size yansıması… Çok güzel! Gelmeye fırsatı olan bütün sevdiklerimi teşvik eder umarım!!!

Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code class="" title="" data-url=""> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong> <pre class="" title="" data-url=""> <span class="" title="" data-url="">