Work and Travel Günlüğü 3 – (Ç)alışmaca

Alışmanın ardından hızlıca adapte olmam gereken bir çalışma süreci beni bekliyordu. Hayatımda  staj hariç küçük yada büyük bir işte çalışmamış olmanın verdiği deneyimsizlik  zordu. Nacizane bir tavsiye vermek gerekirse : Work and Travel  ile gidecek arkadaşlar için kesinlikle iş ile ilgili oryantasyonlara (şirketlerin yaptığı) katılmalısınız ve ne iş yapacağınıza dair kafanızdaki her şey net olmalı. Sonra vay efendim ben bilmiyodum olmasın :) İlk ay oteldeki her işi yapan ben ikinci ayla birlikte bilgisayarın bana verdiği artıyla front desk’e de el attım. Artık sabahları oteli açmak da dahil günümün büyük bir kısmı (12 saat kadar) çalışmakla geçiyordu.

1391898_10152572082687137_1473655511_n

Work and Travel ‘ a katılırken en büyük isteğim ingilizcemi geliştirmekti… Tabi birde her WAT cının hayali gibi biraz da para kazanmak (birazdan çok da olabilir :) ) Yaşadığım yer ve işim ikinci iş için pek el verişli değildi ne yazıkki.  Yani zaten  fazlasıyla çalışıyor ve deyim yerindeyse ölü gibi uyuyordum. O yüzden ikinci iş aramalarımdan vazgeçip kendi işime odaklandım. Gerçekten iyi çalışınca nasıl karşılığının alındığını da bizzat yaşadım. Dile gelince, o da tamamen insanın kendi çabası yoksa WAT size yeni kelimeler öğretip muhteşem bir dil bilgisi ile dönmeyi falan sağlamıyor. Eskiden hep söylediğimiz “anlıyorum ama konuşamıyorum” dan kurtuluyorsunuz hatta öyle garip ki bu uçağa biner binmez oluyor. Ve bunun dışında günlük kullanılan kalıpları, aslında her şeyin -belki hiç bir şeyin- kurallı olmadığını ve bir süre sonrada farkında olmadan benim şahsen çok zorlandığım -to, -for, -at … gibi edatlar yerine oturuveriyor. Bunun  dışında pratik yapmak için o kadar çok fırsat var ki aslında farkında olup değerlendirmek gerek bir de yaptığınız işe yönelik kelimeleri öğreniyorsunuz. Hani herkes soruyor işte yurt dışında dil okulumu yoksa Work and Travel mı diye ikisi tamamen farklı konular benim fikrimce. Ama illa ki dili yerinde yaşamanın artısı da büyük.

Tabiki hayat sadece çalışmaktan ibaret değil orda. Eğlence anlayışlarımız farklı olsa da dışarı çıkıp eğlenmek de güzel. İşimi sevdiren şeyler 5 dakika mesafede sahilin olması, downtown’a da yakındık ki bunlar da şans. Bu arada her şehirde aynı isimli kavramlar metcutmuş gezdikçe anladım(main, downtown, appleton vs.vs.). Beni her zaman etkileyen şey ise akşam gün batımı manzarası ki yukarıda ki resimde o gün batımından ufak bir kare.

Yaklaşık 3 ayı aynı tempoda çalışarak geçti. Tabi ki zaman zaman sabrım taştı, çok yoruldum; oturup ağladığımı bilirim. Şahsım adına yeri geldi evde yapmayacağım işleri yaptım (inşallah annem okumaz :D ) Ama hayatımın bir bölümünde hızlıca alın terini öğrendim sonra yepyeni ve sizi kimsenin tanımadığı sorgulamadığı bir yerde olmanın keyfi de farklı bir şey. Hep böyle güllük gülistanlık da geçmedi elbette “nerden geldim buraya” dediğim olaylar da oldu ancak gezme faslında hepsini unuttum güzel anılar akılda kaldı.Yaşadığım ve çocuklarıma anlatacağım güzel bir deneyim işte!

 

 

2 comments

  1. Serkan   •  

    Her zaman ele geçmeyecek bir fırsatı çok iyi değerlendirdiğini bu yazıyı okuyunca daha iyi anladım. Kariyerinin her adımında alınteri ile başarılar dilerim…

    • gulistan   •     Yazar

      Önümde sizin gibi örnekler oldukça ilerlemek daha kolay olacak inşallah Serkan Abi, güzel yorumunuz için teşekkür ederim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code class="" title="" data-url=""> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong> <pre class="" title="" data-url=""> <span class="" title="" data-url="">